Bilişsel davranışçı terapi nedir?
Bilişsel davranışçı terapi, kısaca BDT, düşüncelerimizin, duygularımızın ve davranışlarımızın birbirini nasıl etkilediğine odaklanan, yapılandırılmış ve hedef odaklı bir psikoterapi yöntemidir. Temel fikir basittir: bir olayın bizi nasıl hissettireceğini çoğu zaman olayın kendisi değil, o olaya ilişkin düşüncelerimiz belirler. Bu düşünceler ise davranışlarımızı yönlendirir ve davranışlarımız da zaman içinde düşüncelerimizi güçlendirir.
Örneğin sınıfta söz almak isteyen bir çocuğun aklından "Yanlış söylersem herkes güler" düşüncesi geçerse, kaygılanır ve elini kaldırmaktan vazgeçer. Söz almadığı için de bu düşüncenin doğru olup olmadığını hiç sınama fırsatı bulamaz ve kaygısı giderek büyür. BDT, bu döngüyü fark etmeyi ve onu kırmanın yollarını öğrenmeyi sağlar.
BDT, çocukluk ve ergenlik dönemindeki pek çok ruhsal güçlükte etkinliği bilimsel çalışmalarla en iyi gösterilmiş terapi yöntemlerinden biridir. Kısa sürede somut kazanımlar hedeflemesi, ailenin sürece katılımına açık olması ve çocuğun yaşına göre uyarlanabilmesi, onu çocuk ve ergen psikiyatrisinde sık tercih edilen bir yöntem yapar.
Hangi durumlarda kullanılır?
Muayenehanemizde BDT'yi en sık şu durumlarda uyguluyoruz:
- Anksiyete bozuklukları: ayrılık kaygısı, yaygın kaygı, özgül fobiler, panik bozukluk
- Sosyal anksiyete bozukluğu ve seçici konuşmazlık
- Obsesif kompulsif bozukluk: maruz bırakma ve tepki önleme yöntemiyle
- Depresyon: davranışsal etkinleştirme ve düşünce çalışmalarıyla
- Travma sonrası stres bozukluğu: travma odaklı BDT ile
- Okul reddi, sınav kaygısı ve mükemmeliyetçilik
- Uyku sorunları, öfke kontrolü ve duygu düzenleme güçlükleri
- Tik bozukluklarında davranışçı yöntemler
Çocuklarla BDT nasıl uyarlanır?
Yetişkinler için geliştirilen BDT yöntemleri, çocukların gelişim düzeyine göre önemli ölçüde uyarlanır. Küçük bir çocukla "otomatik düşünceler" üzerine soyut bir sohbet yürütmek mümkün değildir; bunun yerine oyun, çizim, hikâye ve somut materyaller kullanırız.
Okul öncesi ve ilkokulun ilk yılları
Bu yaş grubunda terapinin önemli bir bölümü ebeveynlerle yürütülür. Çocukla yapılan çalışmalarda duygular renkler ya da karakterlerle anlatılır, kaygı bir "termometre" ile ölçülür, cesaret gerektiren adımlar küçük bir oyunun parçası hâline getirilir. Ebeveynler, evde uygulanacak yöntemlerin asıl uygulayıcısıdır.
Okul çağı
Bu dönemde çocuklar düşünceleri ve duyguları ayırt etmeyi öğrenebilir. Düşünce balonları, "dedektif soruları" ("Bunun doğru olduğuna dair kanıtın ne? Başka ne olabilir?") ve kademeli yaklaşma adımları terapinin temelini oluşturur. Ödül çizelgeleri ve küçük kutlamalar motivasyonu destekler.
Ergenlik
Ergenlerle çalışma yetişkinlere daha yakındır; ancak gencin özerklik ihtiyacına saygı göstermek çok önemlidir. Hedefleri gençle birlikte belirler, onun dilini ve ilgi alanlarını kullanırız. Gencin terapiyi ailesinin isteği olarak değil, kendi hedefleri için bir araç olarak görmesi tedavinin başarısını belirler.
Seanslar nasıl geçer?
BDT yapılandırılmış bir terapidir; her seansın belirli bir gündemi ve amacı vardır. Tipik bir süreç şu bölümlerden oluşur:
- Psikoeğitim: Çocuk ve aile, yaşanan sorunun nasıl çalıştığını öğrenir. Örneğin kaygının bedende nasıl hissedildiği, neden kaçınmanın kaygıyı büyüttüğü ya da depresyonda etkinliklerin neden azaldığı konuşulur.
- Duygu ve beden farkındalığı: Çocuk duygularını tanımayı, adlandırmayı ve şiddetini derecelendirmeyi öğrenir. Gevşeme ve nefes çalışmaları bu aşamada öğretilir.
- Düşünce çalışmaları: Zorlayıcı durumlarda akla gelen düşünceler fark edilir, bu düşüncelerin ne kadar gerçekçi olduğu sınanır ve daha dengeli alternatifler geliştirilir.
- Davranış adımları: Kaygıda kademeli yüzleşme, depresyonda keyif ve başarı veren etkinliklerin planlanması, OKB'de ritüelleri yapmadan bekleme gibi davranışsal çalışmalar yapılır.
- Sorun çözme: Günlük yaşamda karşılaşılan sorunlara adım adım çözüm üretme becerisi geliştirilir.
- Kazanımları sürdürme: Terapinin sonuna doğru çocuk ve aile, öğrendiklerini gelecekte nasıl kullanacaklarını planlar ve zor dönemler için bir hatırlatma planı hazırlanır.
Her seans arasında çocuğun ya da gencin gerçek yaşamda deneyeceği küçük bir görev belirlenir. Bu "ev çalışmaları", seanslarda öğrenilenlerin günlük yaşama aktarılmasını sağlar ve BDT'nin etkisinin en önemli kaynaklarından biridir.
Ailenin rolü
Çocuk ve ergenlerde BDT'nin başarısı büyük ölçüde ailenin katılımına bağlıdır. Ebeveynler terapide öğrenilen becerileri evde hatırlatır, cesaret gerektiren adımları destekler ve olumlu değişiklikleri fark eder. Bunun yanında ebeveynlerin farkında olmadan sorunu sürdüren tutumlarını, örneğin kaygılı çocuğu korkulan her durumdan uzak tutmayı ya da sürekli güvence vermeyi, fark etmeleri de önemlidir. Bu nedenle terapi sürecinde düzenli ebeveyn görüşmeleri planlarız. Gerekli durumlarda aile temelli tedaviler ve ebeveyn danışmanlığı da sürece eklenir.
Süre ve sıklık
Çocuk ve ergenlerde BDT genellikle haftalık seanslarla yürütülür. Toplam süre, sorunun türüne ve şiddetine göre değişmekle birlikte çoğunlukla on iki ile yirmi seans arasındadır. Seanslar çocuğun yaşına göre kırk beş ile elli dakika sürer. Belirli hedeflere ulaşıldıkça görüşmeler iki haftada bir ya da ayda bire seyrekleştirilir.
BDT ve ilaç tedavisi
Hafif ve orta düzeydeki pek çok kaygı ve depresyon tablosunda BDT tek başına yeterli olabilir. Belirtilerin ağır olduğu ya da terapiye tek başına yeterli yanıt alınamadığı durumlarda ilaç tedavisi BDT ile birlikte planlanabilir. Araştırmalar, bazı durumlarda iki yöntemin birlikte kullanılmasının tek başına kullanımdan daha etkili olduğunu göstermektedir.
Bir örnek üzerinden BDT
BDT'nin nasıl işlediğini somutlaştırmak için okula gitmekte zorlanan on yaşındaki bir çocuğu düşünelim. Çocuk her sabah karın ağrısıyla uyanıyor, okul kapısında ağlıyor ve eve dönmek istiyor. Değerlendirmede, çocuğun en çok "Annemin başına bir şey gelirse" düşüncesiyle zorlandığı ortaya çıkıyor.
Terapinin ilk haftalarında çocuk, kaygının bedende nasıl hissedildiğini öğreniyor ve karın ağrısının kaygıyla ilişkisini fark ediyor. Ardından "Annemin başına bir şey gelecek" düşüncesini bir dedektif gibi inceliyor: Bugüne kadar kaç kez bu korkuyu yaşadı, kaç kez gerçekten bir şey oldu? Annesi ona güvende olduğunu nasıl haber verebilir? Daha sonra ailesi ve öğretmeniyle birlikte küçük adımlardan oluşan bir okula dönüş merdiveni hazırlanıyor: önce okul kapısına kadar gitmek, sonra ilk dersi sınıfta geçirmek, ardından yarım gün kalmak ve en sonunda tam gün okulda olmak. Her başarılı adım evde kutlanıyor. Birkaç hafta içinde çocuk, korktuğu şeyin gerçekleşmediğini kendi deneyimiyle görüyor ve kaygısı belirgin biçimde azalıyor.
BDT'nin sınırları
BDT güçlü bir yöntemdir; ancak her durumda tek başına yeterli değildir. Ağır depresyon, yoğun intihar düşünceleri, ağır dikkat eksikliği ya da güvenli olmayan yaşam koşulları gibi durumlarda önce farklı müdahaleler gerekebilir. Bazı çocuklarda ise BDT'ye başlamadan önce duygu düzenleme becerilerinin güçlendirilmesi gerekir. Bu nedenle terapi önerisini, ayrıntılı bir değerlendirmenin ardından ve çocuğun bütün ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak yaparız.
Sık sorulan sorular
Çocuğum konuşmayı sevmiyor; BDT ona uygun mu?
BDT yalnızca konuşmaya dayanan bir terapi değildir. Çocuklarla çalışırken oyun, çizim, rol yapma ve gerçek yaşamda denenen küçük adımlar terapinin önemli bir bölümünü oluşturur. Çocuğun ilgi alanlarını kullanarak terapiyi ona uygun hâle getiririz.
Terapide öğrenilenler kalıcı mı?
BDT'nin en önemli özelliklerinden biri, çocuğa terapi bittikten sonra da kullanabileceği beceriler kazandırmasıdır. Araştırmalar, BDT ile elde edilen kazanımların önemli bir bölümünün uzun süre korunduğunu göstermektedir. Zor dönemlerde kısa hatırlatma görüşmeleri yapılabilir.
Online BDT yapılabilir mi?
Ergenlerde ve bazı okul çağı çocuklarında görüşmelerin bir bölümü online olarak yürütülebilir. Küçük çocuklarda ve yüz yüze çalışma gerektiren maruz bırakma uygulamalarında ise yüz yüze görüşmeler daha uygundur.