Çocuklarda depresyon gerçek bir hastalık mıdır?
Uzun yıllar boyunca çocukların depresyona girmeyeceği düşünüldü. Bugün ise depresyonun okul öncesi dönemden itibaren her yaşta görülebildiğini, ergenlikle birlikte belirgin biçimde arttığını biliyoruz. Çocukluk ve ergenlik depresyonu, geçici bir üzüntüden ya da "ergenlik bunalımından" farklıdır: duygu durumundaki değişiklik en az iki hafta boyunca neredeyse her gün sürer ve çocuğun okul, aile ve arkadaş yaşamını bozar.
Depresyon tedavi edilebilir bir durumdur. Ancak çocuklar ve gençler duygularını çoğu zaman yetişkinlerin beklediği biçimde ifade etmediği için tablo gözden kaçabilir. Bu sayfada, Ankara çocuk ergen psikiyatrisi muayenehanemizde depresyonu nasıl değerlendirdiğimizi ve hangi tedavi seçeneklerini kullandığımızı ayrıntılı olarak bulabilirsiniz.
Belirtiler: üzüntü her zaman ön planda değildir
Yetişkinlerde depresyon denince akla ilk olarak derin bir üzüntü gelir. Çocuklarda ve ergenlerde ise üzüntünün yerini sıklıkla sinirlilik ve öfke alır. Eskiden keyif aldığı şeylere ilgisini yitiren, küçük şeylere patlayan, sürekli yorgun olduğunu söyleyen bir çocuk, depresyonun farklı bir yüzünü yaşıyor olabilir.
Duygusal ve düşünsel belirtiler
- Günün büyük bölümünde mutsuzluk, boşluk hissi ya da kolay ağlama
- Sinirlilik, tahammülsüzlük, sık tartışmalar
- Oyuna, hobiye, arkadaşlara karşı ilgi ve istek kaybı
- "Hiçbir şeyi beceremiyorum", "Kimse beni sevmiyor" gibi değersizlik düşünceleri
- Aşırı suçluluk, eleştiriye karşı yoğun hassasiyet
- Dikkat toplamakta ve karar vermekte güçlük
- Ölüm, ölmek ya da yaşamamak üzerine düşünceler
Bedensel ve davranışsal belirtiler
- Uykuya dalmakta güçlük, gece uyanma ya da tersine aşırı uyuma
- İştahta belirgin azalma ya da artma, kilo değişimi
- Halsizlik, enerji düşüklüğü, sabahları kalkamama
- Baş ve karın ağrısı gibi açıklanamayan bedensel yakınmalar
- Okul başarısında düşüş, ödevlerden kaçınma, devamsızlık
- Odasına kapanma, aile etkinliklerinden uzak durma
Okul öncesi çocuklarda depresyon daha çok oyunda neşe kaybı, gelişimsel gerileme ve aşırı huzursuzlukla kendini gösterebilir. Ergenlerde ise uyku düzenindeki bozulma, sosyal geri çekilme ve okul performansındaki ani düşüş öne çıkar.
Risk etkenleri
Depresyonun ortaya çıkışında biyolojik, psikolojik ve çevresel etkenler birlikte rol oynar. Ailede depresyon ya da başka bir duygu durum bozukluğu öyküsü, riski belirgin biçimde artırır. Bunun yanında:
- Ebeveyn kaybı, boşanma, taşınma gibi önemli yaşam değişiklikleri
- Akran zorbalığı, dışlanma ya da arkadaşlık ilişkilerinde yaşanan kırılmalar
- Süregen bir bedensel hastalık
- Anksiyete bozukluğu, dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü gibi eşlik eden durumlar
- Aile içi çatışma, ihmal ya da istismar yaşantıları
- Ergenlikte uyku düzeninin bozulması ve aşırı ekran kullanımı
Bu etkenlerin varlığı depresyonun mutlaka gelişeceği anlamına gelmez; ancak bu çocukların duygu durumundaki değişikliklerin daha dikkatli izlenmesi gerekir.
Muayenehanemizde değerlendirme
Değerlendirme, ebeveynlerle ve çocukla ya da gençle ayrı ayrı yapılan görüşmelerle yürütülür. Çocuklar ve özellikle ergenler, duygularını ebeveynlerinin yanında açıkça anlatmakta zorlanabilir. Bu nedenle gençle yalnız görüşmeye mutlaka zaman ayırırız. Görüşmenin başında gizlilik sınırlarını açıkça konuşuruz: paylaşılanlar korunur, ancak gencin güvenliğini tehdit eden bir durum varsa aile bilgilendirilir.
Değerlendirmede şu sorulara yanıt ararız:
- Belirtiler ne zamandır sürüyor ve günlük yaşamı ne ölçüde etkiliyor?
- Belirtileri tetikleyen ya da sürdüren bir yaşam olayı var mı?
- Eşlik eden kaygı, dikkat sorunu, yeme sorunu ya da madde kullanımı var mı?
- Kendine zarar verme düşüncesi ya da davranışı var mı?
- Tiroit işlevleri, kansızlık gibi duygu durumunu etkileyebilecek tıbbi nedenler dışlandı mı?
Gerekli durumlarda çocuk ve ebeveyn tarafından doldurulan depresyon ölçekleri, belirtilerin şiddetini belirlemek ve tedavi sürecinde ilerlemeyi izlemek için kullanılır.
Tedavi seçenekleri
Tedavi planı, depresyonun şiddetine, çocuğun yaşına ve eşlik eden durumlara göre belirlenir. Hafif depresyonda destekleyici görüşmeler, düzenli izlem ve yaşam düzenine yönelik değişiklikler çoğu zaman ilk adımdır. Orta ve ağır depresyonda ise yapılandırılmış psikoterapi ve gerektiğinde ilaç tedavisi birlikte planlanır.
Psikoterapi
Bilişsel davranışçı terapi, çocuk ve ergen depresyonunda etkinliği en iyi gösterilmiş yöntemlerden biridir. Genç, olumsuz düşünce kalıplarını fark etmeyi, keyif veren etkinlikleri planlı biçimde yeniden yaşamına katmayı ve sorun çözme becerilerini geliştirmeyi öğrenir. Davranışsal etkinleştirme adı verilen bu yaklaşım, "isteğim gelince yaparım" döngüsünü "yaptıkça isteğim gelir" yönüne çevirmeyi amaçlar.
İlişki sorunlarının ön planda olduğu ergenlerde kişilerarası ilişkilere odaklanan terapi yaklaşımları da etkilidir. Aile içi iletişimin depresyonu sürdürdüğü durumlarda aile temelli tedaviler plana eklenir.
İlaç tedavisi
Orta ve ağır depresyonda ya da psikoterapiye yeterli yanıt alınamadığında antidepresan ilaçlar gündeme gelir. Çocuk ve ergenlerde kullanımı araştırılmış belirli ilaçlar, uygun dozda ve yakın takiple güvenle kullanılabilir. Tedavinin ilk haftalarında gençlerin duygu durumundaki değişiklikler ve özellikle kendine zarar verme düşünceleri yakından izlenmelidir. Bu nedenle ilaç tedavisi başladığında kontrol görüşmelerini daha sık planlarız.
Okul ve günlük yaşam
Depresyondaki bir çocuk için okul, hem zorlanma hem de toparlanma alanıdır. Ailenin onayıyla öğretmen ve rehberlik servisiyle iş birliği yaparak geçici akademik düzenlemeler planlanabilir. Düzenli uyku, gün ışığında hareket, dengeli beslenme ve ekran süresinin sınırlandırılması tedavinin destekleyici parçalarıdır.
Ailelere öneriler
- Çocuğunuzun duygularını düzeltmeye çalışmadan önce dinleyin. "Üzülecek bir şey yok" demek yerine "Son zamanlarda kendini kötü hissettiğini görüyorum, konuşmak ister misin?" diye sorun.
- Öfke ve sinirliliği yalnızca disiplin sorunu olarak görmeyin; altında yatan mutsuzluğu fark etmeye çalışın.
- Küçük günlük hedefler belirleyin ve başarıldığında fark edin.
- Evde ilaçları ve kesici aletleri güvenli biçimde saklayın.
- Kendinizi de ihmal etmeyin; depresyondaki bir çocuğa eşlik etmek ebeveyn için de yorucudur.
Acil durumlar
Çocuğunuz ya da genciniz ölmek istediğini söylüyor, kendine zarar veriyor ya da bir plandan söz ediyorsa randevu beklemeyin. En yakın hastanenin acil servisine başvurun ya da 112'yi arayın. Bu düşüncelerin konuşulması onları artırmaz; aksine açıkça sorulması ve dinlenmesi koruyucudur.
Tedavi sürecinde ilerlemeyi nasıl izliyoruz?
Depresyon tedavisinde iyileşme genellikle düz bir çizgide ilerlemez; iyi ve zor günler bir süre birlikte görülür. Bu nedenle ilerlemeyi yalnızca "nasılsın" sorusuyla değil, somut göstergelerle izleriz: uyku saatleri, okula devam, keyif alınan etkinliklerin sayısı, arkadaşlarla geçirilen zaman ve ölçek puanlarındaki değişim. Genç ve ailesiyle birlikte belirlenen küçük hedeflere ulaşıldıkça bir sonraki adım planlanır. Belirtiler belirgin biçimde düzeldikten sonra da kontrol görüşmelerini bir süre sürdürür, yineleme işaretlerini erken fark etmek için aileyle bir uyarı listesi hazırlarız.
Sık sorulan sorular
Ergenlikteki huysuzluk ile depresyonu nasıl ayırt edebilirim?
Ergenlikte duygu dalgalanmaları olağandır; ancak bunlar genellikle kısa sürer ve gencin okul, arkadaşlık ve keyif aldığı etkinlikleri sürdürmesini engellemez. İki haftadan uzun süren, günlük yaşamı bozan ve gencin eskiden sevdiği şeylerden uzaklaşmasına yol açan bir değişim, değerlendirme gerektirir.
Antidepresanlar çocuğun kişiliğini değiştirir mi?
Hayır. Uygun biçimde kullanılan antidepresanlar kişiliği değiştirmez; depresyonun bastırdığı enerjinin, ilginin ve duygusal esnekliğin yeniden ortaya çıkmasına yardımcı olur. Olası yan etkiler tedavi başlamadan önce ayrıntılı olarak konuşulur.
Tedavi ne kadar sürer?
Depresyon belirtileri düzeldikten sonra da tedavinin bir süre sürdürülmesi, yinelemeyi önlemek için önemlidir. Toplam süre kişiden kişiye değişmekle birlikte, belirtilerin düzelmesinin ardından en az birkaç ay boyunca izlem sürdürülür.
Depresyondaki gencim okula gitmek istemiyor; zorlamalı mıyım?
Uzun süre okuldan uzak kalmak depresyonu çoğu zaman derinleştirir. Bununla birlikte, gencin enerjisi çok düşükken tam gün okula dönmesini beklemek de gerçekçi olmayabilir. Okulla iş birliği içinde kısaltılmış günler ya da belirli derslerle başlayan kademeli bir dönüş planı, hem gencin akademik bağını korur hem de başarı deneyimi yaşamasını sağlar.